15 Mayıs 2019 Çarşamba

Bedenleri Burada Ruhları Başka Alemde Yaşayanlar


İnsan bedeni her zerresi ile mucizedir. Her zerresinde hikmetler vardır. Her DNA’sı koca kainatın içerisinde bir yerlerle kodlanmıştır. Anten gibi işlev görürler. Sadece bunlar mı? Keşfedilenler akıllara şok olurken keşfedilmeyenler ise merak içinde bırakıyor.  Böyle bir hazinenin mükafatı ve cezası olur. Hazineye sahip çıkmayanın elbet yaratıcısı tarafından bir karşılığı muhakkak vardır. Albert Einstein insan DNA yapısının uzayda bir yerler ile kodlandığını, anten vazifesi gördüğünü bilimsel ispat ettiği gibi bu yönde ABD üzerinde de derin çalışmalara neden olmuştur. Kimi insanlar dünyadan ayrılmadan dünya dışına çıkartılmaya çalışılmaktadır. Nitekim bununla ilgili birçok açıklamalar mevcuttur. Kobaylar uzaya açılabilmiş ama gittikleri yerden getirilmemişlerdir. Nasıl geri

getireceklerini bilememektedirler. Bedenleri burada, ruhları başka yerlerde olarak yaşamları devam eden denekler vardır.

Nasıl insan burada iken yolculuk yapabilir?

Albert Einstein ne kadar bunu ispat etti ise de ne kendisi ne geriden bu izi takip edenler başarılı sonuçlar alamamışlardır. Kişiler bir yerlere hipnoz gibi yönlendirilip gönderilmişler ama gittikleri yerlerden geri getirilememişlerdir. Bitkisel yaşama mahkûm olmuşlardır.  Albert Einstein bir karanoktaya bakarak bu yolculuğun yapılabileceğini iddia ediyordu. Konunun içerik olarak resmi açıklamaları fazla değildir. Fakat eski el yazması İslam kitaplarında özellikle EL EZKAR adlı eserde zikirde bir karanoktaya bakarak yapılmasına dair işaretler verilmektedir. Zikir esnası karanoktanın parlaması bu eserde zikrin amacına ulaşmış olduğunu anlatılır.

Albert Einstein’dan bu yana çok sular aktı. Solucan delikleri ortaya çıktı. Konu biraz daha geniş yelpazeye sahip oldu. Araştırmalar bunla birlikte deliklere yöneldi.

 Karanoktaya bakmak nasıl bir yolculuğu gerektiriyor olabilirdi?

Karanoktaya dikkatlice bakmak bilinçaltını açar. Bu esnada akılda olan fikirler bilinçaltına işlenir. Bir tür kişi kendisini burada kodlar. Programlar. Eğer bu işlemi bir uzay yolculuğu için düşünüyorsa ne kadar gidebileceğini, ne kadar orada kalacağını, ne kadar zaman sonra döneceğini bilinçaltına işlemek zorundadır. Zira yola çıkıldığı varsayılsa, onu iten etkenler birden geri döndürebilir. Sebebi, gerekli programlama yoktur. Belirsizdir. Önceden programlanmak ise hareketin zamanlarını vesaire şekillendirir.

Bir ışık, bir karanokta her zaman yarı hipnoz hali oluşturur. Bu esnada bilinçaltına bildirilen fikirler orada yeşerip bilinçli iken kişiye geri dönerler. Buna derin düşünce adı verebiliriz. Ne ekilirse aynı şekilde karşılığı ve çözümü iletilecektir. Halil Cibran’ın yaşadığı dönemlerde buna ait ipuçları vermesi ilgililerce değerlendirilmiştir. Eski yazmalar kimi zaman yeni kullanılan dil ile aynı olmasına rağmen değişimlerden dolayı anlaşılamamaktadır. Bir şekilde yeni dile uyarlayıcı birileri her zaman lazım olmaktadır. Halil Cibran bu yönde başarılı olmuştur. O, gece ayarken oluşan yarı hipnotik hali şu şekilde açıklamaktadır.

- Allah bir kez dedi. İnsanlar anlamadı. İkinci kez dedi. Yine anlamadılar. Bu sefer onlar uyurken kulaklarına fısıldadı.

Bu aslında Tevrat tan bir alıntıdır. Alıntı bile olsa anlatmak istediği uyuklama evresine giren kişinin bilinçaltı açılmış olur. Normal derin düşünce yapamayanlar için en ideal vakittir uyuklama esnası. Zira o sıralarda düşünülen her şey (düşünce ve olaylar) sabah uyanıldığında yanıtı, insanın içinde olur. Fısıldama budur. Kolay anlaşılır bir ifade ile ehli olana durumu açıklıyor. Kişiyi rahatsız eden bir olay bu uyuklama evresinde düşünülmüş olsa sabah bunun yanıtı ve değişimi kişiye verilmiş olur. Belki çözümü zaman göreceli dünyada vakit alabilir. Zamanı ne olursa olsun değişim gelecektir. Çözüm ve değişim. O olayların düşünceleri uykuda tımar edilecek. Değiştirilecektir. Uyuklama esnasında yapılması gereken bir olay ile ilgili çözüm aranıyorsa o olayı ve görüntüleri akıl ile yeniden yaşamaktır. Anmaktır. Rahtsız eden her konu bu vesile ile çözüme kavuşmuş olabilir. Yine öğrenmek istediğimiz veya olmak istediğimiz bir durum, konum içinde bunu yapabiliriz. Başarabilirsek o yolda kapılar açılacaktır. Halil Cibran’ın anlatmak istediği budur:

-         Allah bir kez dedi. İnsanlar anlamadı. İkinci kez dedi. Yine anlamadılar. Bu sefer onlar uyurken kulaklarına fısıldadı.

Her şekilde onu anıyoruz. Yollar değişik olsa da varış tektir.

Yorum Gönderme

Whatsapp Button works on Mobile Device only